Skip to content Skip to left sidebar Skip to right sidebar Skip to footer

Etiket: cunda

Ay Dimitri Ta Selina

Ay Dimitri Ta Selina ( Ayışığı) Manastırı

  aydimitritaselinayenilenmiscundanet-17    Cunda (Alibey) Adasının kuzey yönündeki Pateriça yarımadasının en uç noktasında yer alan Ayışığı Manastırı, dik bir tepenin (299 rakım) denizle birleştiği noktada yer almaktadır. Ayışığı Manastırının inşa tarihi kesin olarak bilinmemektedir. (1771 ve 1795 tarihlerinin iki taş üzerinde yazılı olduğu söylenmektedir.

Zamanında Fahrettin Bey’e verilen zeytinliklerin sınırları içerisinde olması, kapalı tutularak yazlık olarak kullanılması ve bakım görmesi manastırın ayakta kalmasını sağlamıştır. Fahrettin Bey’in vefatından sonra şuursuz defineciler tarafından harap edilmiştir. Ayışığı Manastırının çevresi duvarlarla çevrili olup diğer manastırlarda olduğu gibi avlu ortasında kilisesi yer almaktadır. Manastıra su, dağdan künkler ile yalaklara getirilmekteydi. Zamanında manastırda hayvan beslenmekte, manastırın batı kısmındaki tarlalarda ise tarımcılık yapılmaktaydı.

Avlu içerisinde yer alan kilise doğuya bakacak şekilde kubbeli (dört kemerli) olarak dikdörtgen planlı olarak inşa edilmiş. Kilisenin giriş kapısı sarımsak taşından inşa edilmiştir.
Kilisede kullanılmış olan sarımsak taşı dikkate alındığında kilisenin çeşitli zamanlarda restorasyona tabi tutulduğu ve 1850’li yıllarda yıkılarak yeniden inşa edildiği anlaşılmaktadır.

Manastırın Eski Fotoğrafları

 

      Suzan Sabancı Dinçer, 2009’un baharında gelip âşık olduğu Ayvalık’ın sembol mekânlarından Ayışığı Manastırı’nı satın aldı. Son derece zahmetli bir restorasyon işine girişti. Bu tarihi manastır artık konserlere, sergilere ev sahipliği yapan bir müze-ev olacak…

Suzan Sabancı Dinçer, 2009’un baharında gelip âşık olduğu Ayvalık’ın sembol mekânlarından biri Ayışığı Manastırı’nı mübadeleyle gelen Katrinli ailesinden satın almış. Son derece zahmetli bir restorasyon işine girişmiş.

      Cunda Adası’nın kuzey ucundaki Pateriça 2 köyünden hemen sonra, sırtını zeytinliklere dayamış bir yamaçta yer alan Ayışığı Manastırı’nın ya da Rumca adıyla Agios Dimitrios ta Salina’nın ikinci hayatı da böylece başlamıştır. Manastır 13 Nisan 2012 Günü Görkemli bir açılış töreni yaşamıştır… Açılış töreninin videosu aşağıda yer almaktadır…

 

Günümüzdeki Restorasyon Görmüş Fotoğrafları

 

Manastırın Açılış Videosu

 

 

Medyadaki Manastırın Açılışı ile ilgili Haberler

 

HARABEDEN HAYATA

Manastırın Ayvalık bölgesi ve uluslararası alanlarda düzenlenecek toplantılara ev sahipliği yapacağını söyleyen Suzan Sabancı Dinçer, şöyle konuştu: “3 yıl süren restorasyon çalışmalarının ardından 170 dönümlük arazi üzerine Ayışığı Manastırı’nın yeniden ortaya çıkması mutluluk verici. Manastırı ülkenin kültürel varlıklarının arasına sokmuş olmaktan memnuniyet duyuyorum. Manastırı köhne ve yıkılmış bir haldeyken Fazıl ve Nilgün Katrinli ailesinden satın aldık, bu hale getirdik. Uluslararası tüm programlarda burası sanatsal faaliyetlerde kullanılabilir. Ayrıca dileyen herkes içini gezebilir.”

Suzan Sabancı Dinçer’in eşi Haluk Dinçer ise Türkiye’deki en duyarlı çevrecilerden birisinin de kendisinin olduğunu kaydederek, tepki gösterenleri duyarlılıkları nedeniyle kutladı. Haluk Dinçer, “Ancak, biz burada endemik bitkilerin korunması konusunda inanılmaz bir hassasiyet gösterdik. Ağaçları ilaçlayarak daha verimli hale gelmelerini sağladık. Restorasyonu da manastırın orijinaline uygun olarak gerçekleştirdik” dedi

RAHMİ KOÇ İSTEMİŞ

Ayışığı Manastırı’nı 30 yıl kadar önce satın almak istediğini ancak daha sonra vazgeçtiğini anlatan Rahmi Koç, şimdi Suzan Sabancı ve Haluk Dinçer ailesi tarafından restore edilmesinden memnuniyet duyduğunu ifade etti. Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı ise, “Kardeşim Suzan çok iyi iş çıkardı. Ben sık sık Ayvalık’a deniz yoluyla geldiğimde buralarda yürüyüş yapardım. Bu manastırın o zamanki içler acısı durumunu yakından biliyorum. Burayı titiz bir çalışma sonrasında mezbelelikten kurtarıp modern bir hale getiren kardeşim ve sevgili eşi Haluk Dinçer’i candan kutlarım” dedi.

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, Ayvalık’ta doğmuş ve burada büyümüş birisi olarak ilçenin tarihi ve kültürel değerlerinin yeniden gelecek nesillere miras olarak bırakılacak olmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti. TÜSİAD eski Başkanı Halis Komili de, Ayvalık’ın yerlisi olarak duyduğu sevincini ifade etti.

ÖNEMLİ İSİMLER KATILDI

Açılışa, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner ve işadamı eşi Cem Boyner, ünlü işadamı Halis Komili, Yaman Törüner, Ayışığı Manastırı’nın eski sahipleri Fazıl ve Nilgün Katrinli, Teoman Mardan, Hayri Çulhacı, Sabancı Üniversitesi Müzesi Müdürü Nazan Ölçer, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Rahmi Gençer ve yönetim kurulu üyeleri, Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi Başkanı Prof. Filiz Ali ve çok sayıda konuk katıldı.

 

 

Agios Yorgis

  Agios Yorgis (Güvercin Adası Manastırı)

 

       Yabani güvercinlerin yuvalandıkları Güvercin Adası’ndadır manastır. İnsan ve doğanın tahribatına göğüs germiş bir ortaçağ yapısıdır. Eskiden, korsanların yaşlılık dönemlerinde, günah ve cinayetlerden arınmak için, bu manastıra geldikleri kaydedilir.

Adaya ulaşmak için en kısa yol, karadan Pateriça yolunda adaya en yakın olan kısımdan yüzmek veya Cunda Adasından tekne kiralayarak gitmektir.

 

 Haritada Yeri


Daha Büyük Görüntüle

 

 

 

 

 

Çataltepe Plajı

 

      Ulaşımı Ayvalık’ dan kalkan ve Cunda’nın eski yol denilen bölgesinden geçen minibüsler veya özel arabanızla sağlayabileceğiniz Çataltepe Plajı hareketli yapısı, temiz berrak denizi ve eğlenceli insanları ile Cunda adasında popüler plajlardan biridir.

     Çataltepe Plajı adını hemen yanında bulunan ve tepe noktasında Çatalı andıran kayalardan almaktadır. Üsteki Fotoğraflarımızda son fotoğrafta da bahsedilen tepeyi görebilirsiniz…

Çataltepe Plajı’nın Harita Üzerindeki Yeri



Daha Büyük Görüntüle

 

 

 

 

Cunda Plajı

 

      Ulaşımı Ayvalık’ dan kalkan otobüs,taksi dolmuş veya Ayvalık’tan Cunda adasına kalkan yolcu gemileri ile Cunda adasına geçtikten sonra küçük bir yürüyüşün ardından varılabilecek Cunda Plajı şehrin içinde kalmış ulaşımı en kolay ancak çok fazla büyük olmayan sakin bir plajdır.

 

Cunda Plajı’nın Harita Üzerindeki Yeri



Daha Büyük Görüntüle

 

 

 

 

Pateriça Plajı

 

      Ulaşımı Ayvalık’ dan kalkan ve Cunda’nın eski yol denilen bölgesinden geçen minibüsler veya özel arabanızla sağlayabileceğiniz Pateriça Plajı, sakinliği, sığ denizi ve kumsalı ile özellikle küçük yaşta çocuğu olan aileler için gidilmeye değer yerlerden….

Pateriça Plajı’nın Harita Üzerindeki Yeri



Daha Büyük Görüntüle

 

 

 

 

Arkadeniz Plajı

 

      Ulaşımı Ayvalık’ dan kalkan ve Cunda’nın eski yol denilen bölgesinden geçen minibüsler veya özel arabanızla sağlayabileceğiniz Arkadeniz Plajı sakinliği ile dikkat çekerken tamamen kum ve berrak denizi ile her zaman Cunda’nın gözde plajları içerisindedir. 

 

Arkadeniz Plajı’nın Harita Üzerindeki Yeri



Daha Büyük Görüntüle

 

Şehirler Arası Ulaşım

 Ayvalık Nasıl Gidilir ?


 Ayvalık, Balıkesir’in bir ilçesi olup, Ege Bölgesi sınırları içerisindedir. Ege Bölgesi’nin kuzey batısına denk gelen Ayvalık’ın komşularını da belirtecek olursak konumunu daha belirgin açıklamış oluruz. Güneydoğusunda Bergama, güneyinde Dikili, kuzeyinde Edremit körfezi ve kuzeydoğusunda Burhaniye ile çevrilmiş olan Ayvalık, bir kıyı ilçesidir ve bağlı olduğu Balıkesir’in yaklaşık olarak batısında yer alır. Ayvalık, Yunan Adalarından Midilli’ye (Lesvos) de çok yakındır. Ayvalık’a hemen hemen her ilden otobüsle direk ulaşım imkanı vardır olmayan taşralardan ulaşım için Balıkesir veya İzmiri tercih etmeniz sizin açınızdan iyi olucaktır.


Ayvalık’a gelirken kullanılacak bazı güzergâhlar şöyledir:

Bandırma-Ayvalık 223 km.
Yalova-Ayvalık 340 km.
İstanbul- (İzmit-Bursa-) Ayvalık 520 km.
Ankara-(Eskişehir-Bursa-Balıkesir)-Ayvalık 675 km.
Ankara-(Afyon-İzmir-)Ayvalık 738 km.
Balıkesir-Ayvalık 127 km.
İzmir-Ayvalık 156 km.
Bergama-Ayvalık 45 km.
Efes-Ayvalık 240 km

Ayvalık’ a ulaştıktan sonra Gönül Yolu ile ilk önce Lale Adasına daha sonra köprü yardımı ile Cunda (Alibey) Adasına geçmek mümkündür.

  • Ayvalık Otogarındaki firmaların bilgilerine  ulaşmak için TIKLAYIN 

Harida

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Farklı Haritalar

   

Ayvalık’tan Ulaşım

Ayvalık’tan Cunda (Alibey) Adasına Ulaşım

Özel aracınız haricinde 4 şekilde ulaşım imkanı vardır;

 

Belediye Otobüsü İle ;

Ayvalık’tan
Cunda’ya
(Yeni Yol)

Ayvalık’tan
Cunda’ya
(Eski Yol)

Cunda’dan
Ayvalık’a
(Yeni Yol)

Cunda’dan
Ayvalık’a
(Eski Yol)

06:30

07:00

07:00

07:30

07:00

07:30

07:30

08:00

07:30

08:00

08:00

08:30

Son Otobüs
00:30

Son Otobüs
01:00

Son Otobüs
00:45

Son Otobüs
01:15

 

Taksi Dolmus ile ;



”””Sabah 07-00’dan aksam gece 01:00’a kadar Ayvalık-Cunda Adası (Yeni Yol) Arası Çalışmaktadırlar.

                                                                  

 

 

 

     Taksi ile Ulasım

    Cunda adasındaki ve Ayvalık’daki Taksi duraklarından binebileceğiniz taksilerle ulaşabilirsiniz.

 

 

 

  

Deniz Yolu İle Ulasım

     Ayvalık’tan ve Cunda Adasından saat başlarında karşılıklı olarak kalkmaktadır.

Tarihte Cunda


Tarihte Cunda (Alibey) Adası

 

 

      Cunda (Alibey) Adası’nın bugünkü ismi, Kurtuluş Savaşı’nda padişahın ‘Yunanlılara teslim olun’ emrine karşı gelerek silahlı mücadeleye başlayan ilk birliğin kumandanı Yarbay Ali Çetinkaya’ya ithaftır. Ada daha önce Cunda ve Moshonisia (Kokuluada) isimleriyle tanınıyordu. Piri Reis’in Kitab-ı Bahriyesi’nde bahsettiği Yund Adalarının bu bölgeye ait olduğu tahmin edilmektedir.

      Adanın nüfusu 2000 yılı itibariyle 3.000’dir. Ancak bu rakam yazın 20.000’e kadar çıkabilir. Adanın nüfusunun çoğunluğu Girit ve Midilli adalarından 1924 nüfus mübadelesi zamanında göç edenTürkler’den oluşmaktadır. Bu yüzden adanın yaşlı nüfusunun çoğu Rumca(Yunanca)’yı bilmektedir. Son yıllarda ada nüfusu, emeklilik günlerini sakin bir yörede geçirmek isteyen büyük şehir sakinleri tarafından arttırılmıştır.

(En kısa sürede daha detaylı bilgiler yer alacaktır.)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mübadele ve Cunda

1912–1922 yılları arasındaki savaşlar nedeniyle Balkanlar’da, Ege Adalarında ve Anadolu’da büyük acılar yaşandı. Balkan Savaşı sonrasında yüz binlerce Müslüman savaşta yenik düşen Osmanlı ordusunun peşi sıra korku ve panik içinde doğdukları toprakları terk ederek Anadolu ‘ya sığındı. Benzer trajedi, 1922 yılında Kurtuluş Savaşında yenik düşen Yunan ordusuyla beraber Anadolu’yu terk eden Ortodoks Rumların başına geldi. Bir ay gibi kısa bir süre içinde yüz binlerce Ortodoks Rum Yunanistan’a sığındı. Bu durum Yunanistan’da büyük sıkıntılara ve kaosa yol açtı. Yunanistan’ın nüfusu bir anda dörtte bir oranında arttı.

Lozan Barış Konferansı toplandığında öncelikle sığınmacılar ve esirler konusu ele alındı. İngiltere temsilcisi Lord Curzon’un teklifi ve Milletler Cemiyeti görevlisi Nansen’in raporu doğrultusunda; Yunanistan’da yerleşik Müslümanlarla Türkiye’de yerleşik Ortodoks Rumların zorunlu göçünü öngören Mübadele Sözleşmesi imzalandı. Bu sözleşme uyarınca; Türkiye’de sadece İstanbul kenti ile Gökçeada ve Bozcaada’da oturan Rumlar, Yunanistan’da ise Batı Trakya’daki Müslümanlar hariç Yunanistan’da yerleşik bütün Müslümanlar Türkiye’ye, Türkiye’de yerleşik bütün Ortodoks Rumlar Yunanistan’a gönderildi. Mübadele sözleşmesinin kapsamına 18 Ekim 1912 tarihinden sonra yurtlarını terk etmiş olanlar da alınarak mülteciler sorununa bir çözüm bulunmuş oldu.
Ancak, Yunanistan İstanbul’da daha fazla Rum bırakmak maksadıyla hareket edince, Etabli kavramının yorumunda anlaşmazlık çıktı. Bunun üzerine, Türkiye Ortodoks Patriğini de mübadele kapsamına alarak sınır dışı etti. Bu olay ikinci bir anlaşmazlık konusunu teşkil etti. Fakat, Patriğin 19 Mayıs !925 günü görevinden istifa etmesiyle mesele çözüldü.
Konu ile ilgili sürdürülen görüşmeler neticesinde iki ülke arasında 1 Aralık 1926 tarihinde Atina’da bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma ile, iki ülke azınlıklarının emlak konularında bir düzenleme yapılmış olmasına rağmen, meseleler tamamen halledilememiştir. Hatta bu anlaşmanın uygulaması sırasında ortaya çıkan problemler iki ülke arasındaki ilişkileri oldukça germiştir.
Daha sonraki dönemde her iki ülke arasındaki politik yumuşamanın etkisiyle 10 Haziran !930 tarihinde iki ülke arasında Ankara’da bir dostluk anlaşması imzalanarak İstanbul’da bulunan Rumlarla Batı Trakya’daki Türklerin hepsi Etabli kapsamına alınmış ve malları ile ilgili olarak da yeni düzenlemeler yapılmıştır.
Tarihteki ilk ZORUN GÖÇ’ü içeren bu sözleşme ile 1.500.000 ile 2.200.000 Rum Türkiye’den Yunanistan’a 350.000 ile 500.000 Türk Yunanistan’dan Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmıştır.
Günümüzde Yunanistan’da Batı Trakya’daki Türk nüfusun 150.000, Oniki adalardaki Türklerin ise 5.000 kişi, Türkiye’de ise yaklaşık 2.000 civarında Rum nüfus olduğu tahmin edilmektedir.

Kaynakça: Atatürk İlke ve İnkılapları Tarihi (Gazi Kitabevi)
www.lozanmubadilleri.org.tr