Archive for the mübadele Tag

Göçler ve Mübadele Paneli Cunda adası

       05-06 Ekim 2013 tarihleri arasında yapılacak olan GİRİT MÜBADİLLERİ Etkinliğine Cunda dışından gelecek ve konaklama ihtiyacı olan misafirlerimizin konaklama ihtiyaçları için internetten konaklama yerleri ile ilgili bilgi edinebilirler. Daha Fazla bilgi için aşağıdaki CUNDA KALKINDIRMA VE KORUMA DERNEĞİ Yetkililerinden bilgi alabilirler.

 

 

”’Dernek Başkanı
”’Hüseyin Ergin 0532 617 33 19

”’Organizasyon komitesi üyesi
”’Serdar Demirezer 0532 411 43 93

Türkiye’nin en Egeli adası: Cunda

Türkiye’nin en Egeli adası: Cunda   Cunda veya kimsenin kullanmayı sevmediği resmi adıyla Alibey Adası, Türkiye’nin açık ara en “Egeli” adası. Ayvalık’ın hemen karşısında. Sonradan yapılan kara bağlantısı sayesinde araçla gitmek mümkün ama unutmayın en güzeli

Mis Kokulu Ada (Moshinos): Cunda

        Eski taş evleri, Arnavut kaldırımlı dar sokaklarıylaCunda Adası daha adım attıkları ilk anda ziyaretçilerini kendine bağlıyor..Mübadele ile adadan ayrılan Rumların kültürlerinin izleri  bu sokaklarda hala yaşıyor. Gül kurusu rengindeki sarmısak taşından yapılmış bu eski Rum evlerinden birini alıp aslına uygun olarak restore edip hem orda yaşayıp hem de ufak bir butik otel olarak […]

Ay Dimitri Ta Selina

Ay Dimitri Ta Selina ( Ayışığı) Manastırı

  aydimitritaselinayenilenmiscundanet-17    Cunda (Alibey) Adasının kuzey yönündeki Pateriça yarımadasının en uç noktasında yer alan Ayışığı Manastırı, dik bir tepenin (299 rakım) denizle birleştiği noktada yer almaktadır. Ayışığı Manastırının inşa tarihi kesin olarak bilinmemektedir. (1771 ve 1795 tarihlerinin iki taş üzerinde yazılı olduğu söylenmektedir.

Zamanında Fahrettin Bey’e verilen zeytinliklerin sınırları içerisinde olması, kapalı tutularak yazlık olarak kullanılması ve bakım görmesi manastırın ayakta kalmasını sağlamıştır. Fahrettin Bey’in vefatından sonra şuursuz defineciler tarafından harap edilmiştir. Ayışığı Manastırının çevresi duvarlarla çevrili olup diğer manastırlarda olduğu gibi avlu ortasında kilisesi yer almaktadır. Manastıra su, dağdan künkler ile yalaklara getirilmekteydi. Zamanında manastırda hayvan beslenmekte, manastırın batı kısmındaki tarlalarda ise tarımcılık yapılmaktaydı.

Avlu içerisinde yer alan kilise doğuya bakacak şekilde kubbeli (dört kemerli) olarak dikdörtgen planlı olarak inşa edilmiş. Kilisenin giriş kapısı sarımsak taşından inşa edilmiştir.
Kilisede kullanılmış olan sarımsak taşı dikkate alındığında kilisenin çeşitli zamanlarda restorasyona tabi tutulduğu ve 1850’li yıllarda yıkılarak yeniden inşa edildiği anlaşılmaktadır.

Manastırın Eski Fotoğrafları

 

      Suzan Sabancı Dinçer, 2009’un baharında gelip âşık olduğu Ayvalık’ın sembol mekânlarından Ayışığı Manastırı’nı satın aldı. Son derece zahmetli bir restorasyon işine girişti. Bu tarihi manastır artık konserlere, sergilere ev sahipliği yapan bir müze-ev olacak…

Suzan Sabancı Dinçer, 2009’un baharında gelip âşık olduğu Ayvalık’ın sembol mekânlarından biri Ayışığı Manastırı’nı mübadeleyle gelen Katrinli ailesinden satın almış. Son derece zahmetli bir restorasyon işine girişmiş.

      Cunda Adası’nın kuzey ucundaki Pateriça 2 köyünden hemen sonra, sırtını zeytinliklere dayamış bir yamaçta yer alan Ayışığı Manastırı’nın ya da Rumca adıyla Agios Dimitrios ta Salina’nın ikinci hayatı da böylece başlamıştır. Manastır 13 Nisan 2012 Günü Görkemli bir açılış töreni yaşamıştır… Açılış töreninin videosu aşağıda yer almaktadır…

 

Günümüzdeki Restorasyon Görmüş Fotoğrafları

 

Manastırın Açılış Videosu

 

 

Medyadaki Manastırın Açılışı ile ilgili Haberler

 

HARABEDEN HAYATA

Manastırın Ayvalık bölgesi ve uluslararası alanlarda düzenlenecek toplantılara ev sahipliği yapacağını söyleyen Suzan Sabancı Dinçer, şöyle konuştu: “3 yıl süren restorasyon çalışmalarının ardından 170 dönümlük arazi üzerine Ayışığı Manastırı’nın yeniden ortaya çıkması mutluluk verici. Manastırı ülkenin kültürel varlıklarının arasına sokmuş olmaktan memnuniyet duyuyorum. Manastırı köhne ve yıkılmış bir haldeyken Fazıl ve Nilgün Katrinli ailesinden satın aldık, bu hale getirdik. Uluslararası tüm programlarda burası sanatsal faaliyetlerde kullanılabilir. Ayrıca dileyen herkes içini gezebilir.”

Suzan Sabancı Dinçer’in eşi Haluk Dinçer ise Türkiye’deki en duyarlı çevrecilerden birisinin de kendisinin olduğunu kaydederek, tepki gösterenleri duyarlılıkları nedeniyle kutladı. Haluk Dinçer, “Ancak, biz burada endemik bitkilerin korunması konusunda inanılmaz bir hassasiyet gösterdik. Ağaçları ilaçlayarak daha verimli hale gelmelerini sağladık. Restorasyonu da manastırın orijinaline uygun olarak gerçekleştirdik” dedi

RAHMİ KOÇ İSTEMİŞ

Ayışığı Manastırı’nı 30 yıl kadar önce satın almak istediğini ancak daha sonra vazgeçtiğini anlatan Rahmi Koç, şimdi Suzan Sabancı ve Haluk Dinçer ailesi tarafından restore edilmesinden memnuniyet duyduğunu ifade etti. Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı ise, “Kardeşim Suzan çok iyi iş çıkardı. Ben sık sık Ayvalık’a deniz yoluyla geldiğimde buralarda yürüyüş yapardım. Bu manastırın o zamanki içler acısı durumunu yakından biliyorum. Burayı titiz bir çalışma sonrasında mezbelelikten kurtarıp modern bir hale getiren kardeşim ve sevgili eşi Haluk Dinçer’i candan kutlarım” dedi.

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, Ayvalık’ta doğmuş ve burada büyümüş birisi olarak ilçenin tarihi ve kültürel değerlerinin yeniden gelecek nesillere miras olarak bırakılacak olmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti. TÜSİAD eski Başkanı Halis Komili de, Ayvalık’ın yerlisi olarak duyduğu sevincini ifade etti.

ÖNEMLİ İSİMLER KATILDI

Açılışa, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner ve işadamı eşi Cem Boyner, ünlü işadamı Halis Komili, Yaman Törüner, Ayışığı Manastırı’nın eski sahipleri Fazıl ve Nilgün Katrinli, Teoman Mardan, Hayri Çulhacı, Sabancı Üniversitesi Müzesi Müdürü Nazan Ölçer, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Rahmi Gençer ve yönetim kurulu üyeleri, Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi Başkanı Prof. Filiz Ali ve çok sayıda konuk katıldı.

 

 

Tarihte Cunda


Tarihte Cunda (Alibey) Adası

 

 

      Cunda (Alibey) Adası’nın bugünkü ismi, Kurtuluş Savaşı’nda padişahın ‘Yunanlılara teslim olun’ emrine karşı gelerek silahlı mücadeleye başlayan ilk birliğin kumandanı Yarbay Ali Çetinkaya’ya ithaftır. Ada daha önce Cunda ve Moshonisia (Kokuluada) isimleriyle tanınıyordu. Piri Reis’in Kitab-ı Bahriyesi’nde bahsettiği Yund Adalarının bu bölgeye ait olduğu tahmin edilmektedir.

      Adanın nüfusu 2000 yılı itibariyle 3.000’dir. Ancak bu rakam yazın 20.000’e kadar çıkabilir. Adanın nüfusunun çoğunluğu Girit ve Midilli adalarından 1924 nüfus mübadelesi zamanında göç edenTürkler’den oluşmaktadır. Bu yüzden adanın yaşlı nüfusunun çoğu Rumca(Yunanca)’yı bilmektedir. Son yıllarda ada nüfusu, emeklilik günlerini sakin bir yörede geçirmek isteyen büyük şehir sakinleri tarafından arttırılmıştır.

(En kısa sürede daha detaylı bilgiler yer alacaktır.)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mübadele ve Cunda

1912–1922 yılları arasındaki savaşlar nedeniyle Balkanlar’da, Ege Adalarında ve Anadolu’da büyük acılar yaşandı. Balkan Savaşı sonrasında yüz binlerce Müslüman savaşta yenik düşen Osmanlı ordusunun peşi sıra korku ve panik içinde doğdukları toprakları terk ederek Anadolu ‘ya sığındı. Benzer trajedi, 1922 yılında Kurtuluş Savaşında yenik düşen Yunan ordusuyla beraber Anadolu’yu terk eden Ortodoks Rumların başına geldi. Bir ay gibi kısa bir süre içinde yüz binlerce Ortodoks Rum Yunanistan’a sığındı. Bu durum Yunanistan’da büyük sıkıntılara ve kaosa yol açtı. Yunanistan’ın nüfusu bir anda dörtte bir oranında arttı.

Lozan Barış Konferansı toplandığında öncelikle sığınmacılar ve esirler konusu ele alındı. İngiltere temsilcisi Lord Curzon’un teklifi ve Milletler Cemiyeti görevlisi Nansen’in raporu doğrultusunda; Yunanistan’da yerleşik Müslümanlarla Türkiye’de yerleşik Ortodoks Rumların zorunlu göçünü öngören Mübadele Sözleşmesi imzalandı. Bu sözleşme uyarınca; Türkiye’de sadece İstanbul kenti ile Gökçeada ve Bozcaada’da oturan Rumlar, Yunanistan’da ise Batı Trakya’daki Müslümanlar hariç Yunanistan’da yerleşik bütün Müslümanlar Türkiye’ye, Türkiye’de yerleşik bütün Ortodoks Rumlar Yunanistan’a gönderildi. Mübadele sözleşmesinin kapsamına 18 Ekim 1912 tarihinden sonra yurtlarını terk etmiş olanlar da alınarak mülteciler sorununa bir çözüm bulunmuş oldu.
Ancak, Yunanistan İstanbul’da daha fazla Rum bırakmak maksadıyla hareket edince, Etabli kavramının yorumunda anlaşmazlık çıktı. Bunun üzerine, Türkiye Ortodoks Patriğini de mübadele kapsamına alarak sınır dışı etti. Bu olay ikinci bir anlaşmazlık konusunu teşkil etti. Fakat, Patriğin 19 Mayıs !925 günü görevinden istifa etmesiyle mesele çözüldü.
Konu ile ilgili sürdürülen görüşmeler neticesinde iki ülke arasında 1 Aralık 1926 tarihinde Atina’da bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma ile, iki ülke azınlıklarının emlak konularında bir düzenleme yapılmış olmasına rağmen, meseleler tamamen halledilememiştir. Hatta bu anlaşmanın uygulaması sırasında ortaya çıkan problemler iki ülke arasındaki ilişkileri oldukça germiştir.
Daha sonraki dönemde her iki ülke arasındaki politik yumuşamanın etkisiyle 10 Haziran !930 tarihinde iki ülke arasında Ankara’da bir dostluk anlaşması imzalanarak İstanbul’da bulunan Rumlarla Batı Trakya’daki Türklerin hepsi Etabli kapsamına alınmış ve malları ile ilgili olarak da yeni düzenlemeler yapılmıştır.
Tarihteki ilk ZORUN GÖÇ’ü içeren bu sözleşme ile 1.500.000 ile 2.200.000 Rum Türkiye’den Yunanistan’a 350.000 ile 500.000 Türk Yunanistan’dan Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmıştır.
Günümüzde Yunanistan’da Batı Trakya’daki Türk nüfusun 150.000, Oniki adalardaki Türklerin ise 5.000 kişi, Türkiye’de ise yaklaşık 2.000 civarında Rum nüfus olduğu tahmin edilmektedir.

Kaynakça: Atatürk İlke ve İnkılapları Tarihi (Gazi Kitabevi)
www.lozanmubadilleri.org.tr

Cunda’nın Tarihi

 

Cunda (Alibey) Adasının tarihini Sitemizde iki şekilde ele aldık,

 

1)  “Tarihte Cunda”    adlı yazı dizimiz. Sayfamıza ulaşmak için TIKLAYIN

2)  “Mübadele ve Cunda”  adlı yazı dizimiz. Sayfamıza ulaşmak için TIKLAYIN