2013 Yaz itibariyle Cunda notları

  Oldum olası severim ’yı. Gerçekten kafa dinlemek isteyenlerin ve gastronomi severlerin buluşma noktasıdır yaz-kış. Bir de şu sahilde her yeri kaplamış kötü kumru, lokma, turşu fotoğraflarının dijital baskıları ile bezeli lokantalar, kendini bu alışkanlıktan kurtarabilse… O fotoğrafları internetten alıyorsunuz, dijitalde bastırıyorsunuz, fotoğraf kötü, malzeme kötü, çözünürlük kötü… En iyi restorana bile üçüncü sınıf yaftasını yapıştıracak nitelikte o plastik dijital çıktılar. Üstelik bu kez Taş Kahve ve birkaç restoran hariç sahilinde her zamankinden daha fazla plastik sandalye görünüyor ’nın. Foça, Seferihisar, Karaburun bile arınmaya başladı bu plastik sandalye illetinden. Bari siz yapmayın. Sahile çıkmadığınız sürece Ada’nın içi yine canımın içi. Birkaç küçük zeytinyağlı lokantası eklenmiş, ufak tefek bireysel tasarım dükkanları açılmaya başlamış. İlk ve hep göz ağrım Otel’in arka sokağındaki cumbalı zarif evler, bir bir renove olmuş; Siyah Lale, Latife Hanım Konağı gibi yeni oteller açılmış. ’ne çıkan bu bir iki yokuş sokak gerçekten de adanın en güzel ve korunmuş sokakları. Cunda’da radarıma pek çok detay takıldı. Lafı uzatmadan başlayalım…

 

Restorasyon: bitmek üzere

’ta iki büyük Tarsiyarhis Kilisesi var. İkisi de yıllar yılı atıl bir haldeyken, ’takinin restorasyonu Kültür Bakanlığı’nca tamamlandı ve dün gece bir klasik müzik konseri ile müze olarak ziyarete açıldı. Diğer büyük Taksiyarhis Kilisesi ise Cunda’da. Senelerce define arayan ruh hastaları tarafından adeta talan edilen kilise, Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı’nca müze olarak düzenlenmek amacıyla 49 yıllığına kiralandı. 9 milyon lira bütçe ile restore edilen kilise, kültürel ve sanatsal etkinliklerde kullanılacak.

Tasarım dükkanı: adaya çok yakışmış

Tasarımcı bir anne ve iki kızı tarafından bu yaz başı açılan dükkan, inanılmaz. El yapımı hediyelik eşyayla dolu… İç ve dış mekânlar için duvar rölyefleri, el yapımı seramikler, hiç görmediğim kapı numaraları, irili ufaklı mobilyalar, aydınlatmalar var. Bir şey almayacak olsanız bile mutlaka uğramanızı öneririm.

Mandıra: Ada Mandırası

Cunda’ya her gidişimde bir mandıra deniyorum. Çünkü Cunda mandıracılık konusunda Türkiye’nin, hatta dünyanın sayılı lokasyonları arasında. Bu seferki keşfim, Peteriça Ada Mandırası. Taş Kahve’nin arka sokağında, ada ruhuna uygun ahşap tasarımı ve sadeliği ile dikkat çekiyor. Buradan evinize götürmeniz gerekenleri sayıyorum: Halis zeytinyağı, “Kefalotori” denilen kelle peyniri, üzerine karadut reçeli dökerek sabah kahvaltılarında sunacağınız taze, tuzsuz lor, zeytinyağında kavanozda keçi peyniri, Bergama ve İzmir tulumu… Ayrıca, süzme yoğurtlarına da kefilim.

Yeni Lokanta: Fsyko Narlı Bahçe

Ada’nın iyilerinden Nesos Balıkçısı Mehmet Tekinoğlu’nun adalı eşi Mehtap Hanım bu yaz başı minnacık bir bahçeyi, kendi zeytinyağlı lokantasına dönüştürmüş. Sadece öğlenleri servis veriyor. Kuru börülceli pilav, adaya özgü ot yemekleri ve şerbetli Boşnak tatlıları gayet başarılı. Taze erik suyu da sıkıyorlar.

Plajlı Otel: Sobe

Cunda için bir klasik. Ada’nın göbeğinde, Arnavut kaldırımlı güzel bir sokakta, eski bir taş ev. Sahile çok yakın. Çok iyi bir işçilikle yapılmış, bir taş konak. Mavi panjurlarıyla gayet davetkar. İçi ise dışının tam aksine insana enerji veriyor. Cam merdivenler, cam ara katlar, uçuşan tüller, ferforje stil şamdanlar… Odalar şık ve konforlu. Geçen yıl Pateriça Koyu’nda otele ait bir plaj yaptılar, gün boyu shuttle ile ulaşım sağlıyorlar.

Pansiyon:

Cunda’nın merkezinde, eski bir Cunda sokağında, güzel mi güzel bir Rum evi. Bütün eski evlere özgü ağırbaşlılığı, sıcaklığı, huzuru ve yaşanmışlığı, onu ilk gördüğünüzde hissettiriyor. Bu güzel ev, büyük tahta kapısını aralayıp içeri girdiğinizde, yüksek tavanları, ahşap döşemeli odaları, girişi kaplayan sarnıcı, uzaktan Midilli’ye el sallayan kulesi ve geniş bahçesi ile hemen sarıveriyor benim gibi pansiyoın severleri.

Yapmadan dönmeyin:

* Arnavut kaldırımlarında gezmeden
* Âşıklar Tepesi’ne çıkmadan
* Çifte kavrulmuş lokma tatlısı yemeden
* Taş Kahve’de ada çayı içmeden
* Cunda tostu, buzlu badem, papalina yemeden
* Zeytinyağı almadan
* Ada’nın gizli koylarını gezdiren tekne turu yapmadan
* Tarihi yel değirmenlerini görmeden…

 

Hürriyet

09/07/2013

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>